Kadınlık Sanatı


Merve Işıl Kaya

TOBB ETÜ - Bilgisayar Muh.
m_kaya@gazeversite.com

 
Son Güncelleme: 2010-03-08
Eğer İlahi Program’da “Kadınlık” gibi ağır fakat bir o kadar da yüce bir görev size uygun görülmüş ise hiçbir zaman tükenmeyecek mücadele gücü damarlarınızda dolaşır.

 

Daha ana rahminden çıkar çıkmaz  güçlü önsezi yeteneğinizle bu dünyada  karşılaşacağız zorlukları ve  size bahşedilmiş özellikler sayesinde sadece kadınlara özgü bazı güzellikleri tadacağınızı hissedersiniz. Bunun ruhunuzda yarattığı kasveti ve sonsuz mutluğu aynı anda yaşarsınız. Belki de ilk ve son kez  göz yaşlarımızın büyük bir kısmını  kalbimize akıtmak yerine yanağımızdan süzülmesine izin verir ve onu herkesle paylaşırız. O andan sonra kimse o derece içten ağlarken göremez bizi. Yaşamımız boyunca belirli durumlarda yanağımızdan gözyaşımız damlasa bile asla gerçek duygularımızı yansıtmaz. Ağlamaya, sızlanmaya şikayet etmeye vaktimiz yoktur çünkü. Erkeğin  kurduğu sistemin ön yargılarını yıkma, kendimizi anlatma ve sosyal hayattaki varlığımızı kanıtlama çabası içindeyizdir.Tek istediğimiz şey biraz anlaşılmaktır belki de..

 
Hiç bir zaman tam anlamıyla anlayamazlar bizi.Hoş, bizde onları anlayamayız.. Fiziksel özelliği bir yana bırakalım beyin yapılarımızın, kanımızda gezen hormonların türlerinin ve miktarlarının farklı olduğu bir canlıyı nasıl olurda tam anlamıyla anlama çabası içerisine gireriz. Toplumda her birimizin üstlenmek zorunda olduğu roller belirlenmişken.
 
Kadın,  doğduğu günden itibaren farkına varılarak ya da  varılmadan  “evinin kadını, çocuklarının annesi” rolüne alıştırılarak yetiştirilir. Bu genellikle bilinçli yapılan bir şey değildir. Sadece toplumun bazı kuralları ve vucudumuzun biyolojik saati göz önüne alınarak, bu farkındalığı kazanması için kadının etrafında  manyetik bir  alan oluşturulur. Tüm bunlar yüzünden saklı yetenekleri  ve ilgi alanları ortaya çıkamaz. Tabiki de sergilenemeyen şeylerin yok olduğu kabul edilir.
 
Örneğin,  erkeklerin araba kullanma konusunda bazı kadınlara göre daha başarılı olduğu söylenir. Erkeğin oyuncağı bir araba iken kadınınki ise bebektir. Yılladır taşıtları yaşamını kolaylaştıran, enerji ve zaman tasarrufu sağlayan bir yapı olarak gören kadın, bu sahnede önceleri  figüran rolündedir. Gün gelir devran döner  sıra baş rol oynamaya gelir. Yıllardır farklı gözle baktığı taşıta şimdi çok  farklı açıdan bakmak zorundadır.Bu ona zor gelir mi?, tabi ki de hayır.Sadece biraz zamana ihtiyacı vardır o kadar.Şimdiye kadar nelerin üstesinden gelmiştir, bu onların yanında devede kulak kalır.
 
“Mühendislik bölümlerinde neden  daha fazla kadın yok!” diye isyan eder bazı erkekler. Bunun nedenini başka şeylere bağlarlar. Hem bu durumdan rahatsızlardır hem de kadınların sahadaki varlıklarını, başarılarını kabul edemezler bir türlü. Bu bir “ego” problemi olsa gerek. Hayatı boyunca bir tornavidayı alıp bir şeyleri kurcalamaya vakit bulamamış  bir kadından ( toplumun yüklediği görev ve sorumluluklar,yaptırımlar, psikolojik baskılar vb.. yüzünden) nasıl olur da kabuğunu kırıp teknik bir  bölümde kendini  özgürce ifade etmesini beklersiniz. Kadınların  eskiden teknik bölümlere çok fazla rağbet etmemelerinin temel nedeni  matematiksel zekaya sahip olmamalarından  değil , kendi kurduğumuz düzen içerisinde teşvik edilmemelerinden, desteklenmemelerinden kaynaklandığını düşünüyorum.
 
Eğer bir kadın olarak dünyaya gelmişseniz, hele ki bulunduğunuz yerin koordinatlar Türkiye’ yi gösteriyorsa kadın olmak çok daha zor ve zahmetlidir. Peki  pes etmemiz için yeterli midir bunlar? Öyle bir tercih hakkımız var mı sizce? Her duruma,  güçlüğe, engele rağmen her zaman bir B planımız vardır. Kadın isterse yapamayacağı şey yoktur. Bukalemun misali duruma göre ona bahşedilmiş hazineyi ortaya çıkarır. Kimi zaman fedakar bir anne, kimi zaman  değerlerinden taviz vermeyen ve işini en iyi şekilde yapan bir iş kadını kimi zamanda mükemmel bir eş olur kocasına. Öyle çabuk uyum sağlar ki unvan değişikliğine, 1 saat önce soğuk bir toplantı odasında fikirlerini ateşli bir şekilde savunurken, eve geldiğinde sinirleri alınmış kendini ailesine adamış bir “Anadolu Kadını” olur aniden.
 
Kadın olmak zor zanaat vesselam. Bu bir emek işidir bu bir yürek işidir hepsinden de öte bu bir denge işidir.

 

 
 
Merve Işıl Kaya- Önceki Yazıları
 

Ruhun Detoksu
 

Sevmekle Başlıyordu Her Şey
 

Diyarbakır Günlüğü
 

AŞK OKULU
 

Sizce Namus Nedir?
 

Başbakan Aşı Olmayacakmış!
 

Efes Pilsen Blues Festivali
 

Aşılansak mı Aşılanmasak mı?
 

Tiyatro Sezonu Açıldı
 

Uğur Böceği Etkisi
 

Urfa'da Oxford Vardı da Biz mi Okumadık !
 

Hayata Bir Mola Verebilir miyiz?
       
    
 
  YORUMLAR

Yorum Yaz

 
Seval Unver:
Çok haklısın Mervecim, Anadolu kadını olmak daha zahmetli gerçekten. Senin de dünya kadınlar gününü en içten dileklerimle kutlarım arkadaşım :)
 

Bütün Yorumları Oku

 
  
  HAFTANIN KONUĞU
Bu haftaki konuğumuz Türk popunun sevilen ismi Yonca Evcimik.
Röportaja ulaşmak için tıklayınız.
 

Pınar Kocabay  
Sami Arpa  
Seval Ünver  
Ahmet Emin Sensoy  
Oğuz Aslan  
Yeşim Özbirinci  
Ania Korsunska  
Ümit Samimi  
İlke Sungur  
Merve Işıl Kaya  
Ayşenur Tezcan  
Gizem Akgülgil  
Furkan Devran  
Seçkin Soydan  

"Bilincin Teneffüsü"
 
© 2009 - 2010 gazeversite.com. All rights reserved.
Site içeriği izinsiz olarak kullanılamaz.

İletişim: info@gazeversite.com

Gazeversite'de yayınlanmak üzere yazılarınızı editor@gazeversite.com adresine Microsoft Word dosyası halinde gönderebilirsiniz. Gönderilen yazılar editörlerimizce uygun görüldüğü takdirde sitemizde yayınlanacaktır.
 

© 2009 - 2010 gazeversite.com